AYM, Arabuluculuğa Rağmen İşe İade Davasının Usulden Reddini İhlal Saydı

Arşiv Bu yazı 24 Ekim 2026 tarihinde siteye eklenmiştir; anlatılan gelişme 7 Ağustos 2026 tarihlidir. Bilgiler eklenme günü itibarıyla gözden geçirilmiştir.
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, 18 Şubat 2026 tarihli bireysel başvuru kararında, işe iade davasında önce yanlış işverenin gösterilmesi, ardından gerçek işverenle arabuluculuk yapılması üzerine davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesinin Anayasa'nın 36. maddesindeki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine oybirliğiyle hükmetti. Karar, 6 Ağustos 2026 tarihli ve 33332 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı. Konu, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesindeki zorunlu arabuluculuk şartının uygulanmasıyla ilgili.
AYM'nin yanlış işveren kararına konu olay nasıl gelişti?
Başvuruya konu olay, bir işçinin işe iade davasını başlangıçta gerçek işveren olmadığı ileri sürülen bir şirkete karşı açmasıyla başladı. Dava 19 Ağustos 2019'da açıldı. Davalı şirket, gerçek işverenin başka bir şirket olduğunu savundu. Ağustos 2026'da yayımlanan karara ilişkin haberlerde aktarıldığına göre ilk derece mahkemesi yanlış işverenin gösterilmesini kabul edilebilir bir yanılgı saydı. Mahkeme, gerçek işverenle arabuluculuğa başvurulması için kesin süre verdi. Haberlerde bu aşamada Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun taraf değişikliğine ilişkin hükmünün uygulandığı belirtiliyor. Bu madde numarası resmî metinden doğrulanamadığı için burada ayrıca yazılmadı.
Gerçek işverenle yapılan ikinci arabuluculuk görüşmesinde anlaşma sağlanamadı. Son tutanak 2 Mart 2020 tarihini taşıyor. Ardından şirket davaya dahil edildi. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ise istinaf incelemesinde davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetti. Bunun üzerine işçi tarafı Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu.
AYM neden mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verdi?
AYM, usulden ret kararını aşırı katı ve şekilci buldu ve bunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği sonucuna vardı. Mahkemenin değerlendirmesinin özü şu: Usul kuralları, hakkın özüne dokunacak biçimde yorumlanamaz. Bir işçi, yanlış işvereni karşısına almış olsa bile gerçek işverenle arabuluculuk sürecini fiilen tamamlamışsa, bunun sonucunda davanın esasına hiç girilmemesi orantısız bir sonuç doğurabilir.
AYM esas hakkında karar vermedi. Yani işçinin işe iade talebinin haklı olup olmadığı, işten çıkarmanın geçerli nedene dayanıp dayanmadığı gibi sorular bu kararın konusu değil. Mahkeme yalnızca davanın usulden reddedilme biçimindeki hak ihlalini tespit etti.
Zorunlu arabuluculuk dava şartı hangi hükümlere dayanıyor?
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasına göre işçi veya işveren alacağı, tazminat ve işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Aynı maddenin ikinci fıkrası, davacıya arabuluculuk sonunda anlaşmaya varılamadığını gösteren son tutanağın aslını ya da onaylı örneğini dava dilekçesine eklemesi yükümlülüğünü getirir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa, dava dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.
Dava şartı eksikliğinde usulden ret, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun genel hükümlerine de dayanıyor. Bu olayda kaynaklarda bu kanunun 115. maddesi anılıyor. Ancak madde metni mevzuat.gov.tr üzerinden bu çalışmada doğrulanamadı. AYM kararı, bu kuralların varlığını sorgulamıyor. Asıl mesele, kuralın somut olayda nasıl uygulandığı.
Karar emsal niteliği taşıyor mu, uygulamada ne değişir?
Karar her yanlış işveren arabuluculuğunu dava şartı bakımından yeterli saymıyor. Bazı hukuk yayınları kararı "emsal" olarak nitelendirdi. Ancak aynı yayınlarda kararın bireysel başvuruya ilişkin olduğu ve genel bir sonuç doğurmadığı da belirtiliyor. Anayasa'nın 153. maddesine göre AYM kararları kesindir, Resmî Gazete'de yayımlanır ve kamu organlarını bağlar. Ancak bir bireysel başvuru kararı, her somut olayın olgularına göre değerlendirilir. Derece mahkemeleri benzer dosyalarda AYM'nin gerekçesini dikkate alacak, ancak her dosyada arabuluculuğun kimle, hangi aşamada ve hangi usulle yapıldığına bakılacak.
Uygulamada işçi tarafı için temel çıkarım, arabuluculuk başvurusunda işveren sıfatının dikkatle belirlenmesi gerektiği. İş sözleşmesi, SGK hizmet dökümü ve maaş bordroları gibi belgeler, özellikle alt işveren ilişkisi ya da şirket devri bulunan dosyalarda doğru muhatabın tespitinde kullanılabilir. Yanlış tarafla başlayan bir sürecin her zaman telafi edilemeyeceği, AYM kararından çıkarılacak bir güvence değil.
Karardan sonra süreç nasıl işleyecek?
AYM, ihlalin sonuçlarının giderilmesi için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere derece mahkemesine gönderilmesine hükmetti. Bu nedenle dava, usulden ret kararının kaldırıldığı noktadan, davanın esasının incelenmesi amacıyla yeniden görülecek. Yeniden yargılamanın sonucu şu an bilinmiyor. İşe iade talebinin kabul edilip edilmeyeceği ise ancak bu yargılamanın sonunda ortaya çıkacak.
Bu karar, AYM'nin aynı dönemde Resmî Gazete'de yayımlanan arabuluculuk konulu diğer kararlarıyla karıştırılmamalı. Örneğin arabuluculuk formunda "işe iade" seçeneğinin işaretlenmemesine ilişkin ayrı bir bireysel başvuru kararı farklı bir olguya dayanıyor ve 21 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı.
Merak edilenler
AYM ne karar verdi?
AYM, yanlış işverenle başlayan ama gerçek işverenle arabuluculuğu tamamlanan işe iade davasının usulden reddini mahkemeye erişim hakkının ihlali saydı.
Karar Resmî Gazete'de ne zaman yayımlandı?
Karar 6 Ağustos 2026 tarihli ve 33332 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı. Karar tarihi 18 Şubat 2026.
İşçi davayı kazandı mı?
Hayır. AYM esasa girmedi, yalnızca hak ihlalini tespit etti. Dosya yeniden yargılama için derece mahkemesine gönderildi.
Arabuluculuk dava şartı kalktı mı?
Hayır. 7036 sayılı Kanun'un 3. maddesi yürürlükte. AYM yalnızca bu somut olayda ret kararını şekilci buldu.
KaynakAlomaliyeHukuki HaberResmî GazeteMevzuat Bilgi Sistemi
Konu dosyasıİş HukukuAnayasa ve Temel Haklar
Haberden alıntı yapıyorsanız aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.



